Müslüman özü sözü doğru olan kişi demektir. Müslümanın sözünde olduğu gibi işinde de hile ve haksızlık olmaz. Kendi işini sağlam ve hilesiz yaptığı gibi, başkasının işini de aynen kendi işi gibi yapacaktır.
Paygamberimiz, kendisi için sevip arzuladığı muameleği kardeşi içinde aynı şekilde sevip arzulamadıkça kişinin olgun müslüman olamayacağını bildirmiştir (Buhari, İman, 13).
Allah'a inanan ve bütün yaptıklarından bir gün hesaba çekileceği muhakkak olan bir insanın, başkasına haksızlık yapması mümkün değildir. Ebu Huzeyre bir rivayetinde şöyle diyor: “Peygamberimiz bir gün bir ekin yığınına uğramış. Mübarek elini onun içine daldırınca parmakları ıslanmış. Bunun üzerine ekin sahibine bunun sebebini sormuş ekin sahibi: 'Onu yağmur ıslattı' deyince, Peygamberimiz: 'O ıslak kısmı insanların görmesi için ekinin üstüne koysaydın ya! Bizi aldatan bizden değildir' buyurdu.” (Müslim, İman, 43).
Bazı satıcılarda mallarının kusurunu göstermek istemez ve bu yolla müşterilerini aldatırlar. Ancak aslında kendilerini aldatmış olurlar. Çünkü Yüce Allah her an üzerimizde gözetleyicidir ve hiçbir şey O'ndan gizlenemez. Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: “Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varamazlar.” (Bakara suresi, 9).
Kur'an-ı Kerim, özü sözü doğru olan Müminler için korku ve üzüntü olmayacağını ve onların cennette mükafatlandırılacağını bildirmiştir.
Selam ve dua'ile...
Salavat: Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) için okunan ve Allah'ın rahmet ve selamının O'nun üzerine olması dileğinidile getiren dualardır. Kur'an'da “Şüphesiz ALLAH ve melekleri Peygamber'e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat-u selam edin.” (Ahzab suresi,56) buyrulmaktadır.
Ka'b İbnu Ucre der ki; Resulullah (s.a.s.) yanımıza gelmişti: “Ya Resulallah, sana nasıl selam vereceğimizi biliyoruz. Ancak nasıl salat okuyacağız? Dedik. “Şöyle söyleyin! Dedi: “Allahümme salli ala Muhammed'in ve ala al-i Muhammed'in kema salleyte ala İbrahime inneke hamidün mecid. Allahümme barik ala Muhammed'in ve ala al-i Muhammed , kema barekte ala al-i İbrahime inneke hamidun mecid.”
“Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline rahmet kıl, tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in alini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim'in alini mübarek kıldığın gibi.” (Resullulah ilaveten şunu söyledi): “Selam da bildiğiniz gibi olacaktır.” (Buhari, Deavat, 32).
Peygamberimizin adı anıldığında “salavat” okumak vaciptir. Peygamberimiz: “Gerçek cimri, yanında ismim geçtiği halde bana salavat okumayandır.” (Tirmizi, Deavat, 3546) buyurmuşlardır.
Peygamberimize salat-u selam okumak, şefaate nail olmaya sebep, makbul bir duadır. Peygamberimiz “Kıyamet günü insanların bana en yakını, en çok salavat okuyandır” (Tirmizi, salat, 484) “Dua, yerle gök arası durdurulur. Bana salat-u selam getirilinceye dek duadan semaya ulaştırılmaz.” (Tirmizi, Salat, 486) buyurmuşlardır.
Bu nedenle dualarımızın başında, ortasında ve sonunda salavat okumalıyız.
Selam ve dua'ile..
Vicdan, insana Allah'ın ilhamıyla sürekli doğru olanı gösteren bir yolgöstericidir. Kur-an'da vicdanın tarifinin yapıldığı ayetler şöyledir:
"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems, 7-10)
"Fücur", nefsin istek ve tutukularını haram ya da gayri meşru yollardan da olsa gerçekleştirmeyi istemesidir. Allah fücura karşı insanı sürekli ilhamıyla uyarmaktadır. Bu ilhamı ise insan, vicdanın sesi olarak algılar. Bu sese daimi tabi olunması, insanı kötülüklerden ve günahlardan temizleyip arındırır, sonsuz kurtuluş ve mutluluk yurduna götürür. Bu sesi dinlemeyen insan, nefsinin sınırsız arzularına her ne şekilde olursa olsun ulaşmaya çalışır.
Selam ve dua ile...
Toplumdaki fakir ve düşkünlere yardım etmek, iyilik ve hayırda yarışmak, Kur'an-ı Kerim'in teşvik ettiği hususların başında gelmektedir. Bir çok ayet ve hadiste, geçici olan dünya hayatında kalıcı olanın, bu tür hayır içeren ameller olduğu bildirilmektedir.
Kur'an'daki: “Sevdiğiniz şeylerden Allah için harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz” (Al-i İmran suresi, 92), “...Hayırda yarışın...” (Maide suresi, 48) ayetleri bu gerçeği işaret etmektedir.
İşte bu anlamdaki bir çok ayette ifade edilen hayırda yarışma tavsiyesi, Hz. Peygamberimizin hadisleri ve uygulamasıyla, müslümanlarda kesintisiz hayır işleme bilincini geliştirmiş ve bunun tabii bir sonucu olarak ta sürekli sevap kazandıran ameller yapmak müslümanlar arasında yerleşmiştir. Nitekim Peygamberimiz konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Ademoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Kesintisiz sadaka (sadaka-i cariye) meydana getirenler, topluma yararlı bir ilim bırakanlar ve kendisine dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler.” (Müslim, Vasıyye, 14).
İşte hadisi şerifte de belirtildiği gibi sadaka-i cariye; yol, köprü, çeşme, mescid ve okul gibi yerleri yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, insanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece gerek hayatlarında gerekse vefatlarından sonra sevap kazanmaya devam ederler. Bu tür hayır işlerinde öne geçenlerin büyük bir ilahi lütfa kavuşacakları Kur'anda haber verilmektedir: “...Allahın izniyle hayır işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük bir lutuftur.” (Fatır suresi, 32).
Selam ve dua'ile..
Mal ve serveti yokken kulluk ve taat yolunda olup da servete kavuştuktan sonra azıp isyan eden pek çok insan vardır.
Çünkü mal ve servet sevgisi dünya sevgilerinin en kuvvetlilerinden ve aynı zamanda kalbi kendisine bağlayan en cezbedicilerindendir.
O yüzden kişiye verilen nimetin hakkını verememesi, verilmemiş olmasından daha büyük bir musibettir.
Cenab-ı Hak malın insan için imtihan vesilesi olduğunu haber veriyor.
Malın varlığı ve bolluğu da bir imtihandır, yokluğu ve azlığı da, bunu aklımızdan çıkarmayalım.
İlk yazılan, Besmeledir. âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. Peygamber efendimiz, “Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır” buyurdu.
Euzü okumak, “Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm”; besmele okumak ise, “Bismillâhirrahmânirrahîm” demektir.
Hadis-i şerifte, “Kur'an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir” buyuruldu. Sure okurken, Euzü Besmele okunur. âyet-i kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız Euzü okunur. Sure veya âyet okumaya başlarken Euzü okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken Besmele okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.
Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, “Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle” buyuruyor. (Nahl 98)
Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür. İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.” (Beyheki)
“Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.” (Tibyan)
“Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.” (Tergibussalat)
“Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.” (Deylemi)
“Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.” (İ. Rafii)
“Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.” (Taberani)
“Besmele ile yenen yemek bereketli olur.” (İbni Mace)
“Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.” (Deylemi)
“Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.” (Tergibussalat)
“Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.”
(İ.Ebiddünya)
“Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.” (Tergibussalat)
“Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.” (Tergibussalat)
“Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.” (İbni Sünni)
“Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!” (Taberani)
“Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!”
(İbni Sünni)
“Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!” (Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim)
İŞLERE BAŞLARKEN KISACA BİSMİLLAH DEMEK YETİŞİR Mİ?
Yetişir. “h” harfinin iyice belli olması için “Bismillahi” de denir. “Bismillah” demek de caizdir. Besmele ile başlanılan iş bitince de, “Elhamdülillah” demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir! İbrahim suresinin, “Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım” mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile “Az-çok bir nimete kavuşan ‘Elhamdülillah’ derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir” ve “Yiyip içtikten sonra ‘Elhamdülillah’ diyenden Allahü teâlâ razı olur” hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. T.Gafilin